İçeriğe geç
Acolveta logosuacolvetaACCURATE VETTING

İKLİM POLİTİKASI · COP31 · NDC

COP31'e doğru: Türkiye'nin iklim taahhüdü 929'dan 643'e

Türkiye'nin 2035 için açıkladığı 643 milyon ton hedefi, 2015'teki 929 milyon tonla tek başına karşılaştırılamaz. Hedef yılı ve kullanılan referans senaryo değişti. Yeni emisyon envanteri, iki rakamın arasındaki farkı daha anlamlı okumaya yardımcı oluyor.

Son güncelleme: 31 Ekim 2026 · Acolveta Danışmanlık · Yaklaşık 8 dk okuma

Türkiye, 9-20 Kasım 2026'da Antalya'da düzenlenecek COP31'in ev sahibi. Konferans öncesinde ülkenin iklim taahhüdü de yeniden gündemde: 2035 yılı için emisyonları 643 milyon ton CO₂ eşdeğeriyle sınırlama hedefi. Başlıktaki “929'dan 643'e” farkı dikkat çekiyor. Ancak bu iki değer farklı hedef yıllarına ve farklı referans senaryolarına dayanıyor. Bu nedenle 286 milyon tonluk aritmetik fark, tek başına taahhüdün ne kadar sıkılaştığını göstermez. [3]

Bu yazı, Türkiye'nin üç ulusal katkı beyanını ortak bir tabloda karşılaştırıyor. Ardından 643 milyon tonun güncel emisyon verilerine göre nasıl okunabileceğini ve şirketlerin hangi gelişmeleri izlemesi gerektiğini açıklıyor.

Üç beyan, üç farklı hedef çerçevesi

Ulusal Katkı Beyanı (NDC), bir ülkenin Paris Anlaşması kapsamında ilettiği sera gazı azaltım ve uyum hedeflerini açıklar. Paris Anlaşması taraflardan ardışık katkı beyanları hazırlamasını, iletmesini ve sürdürmesini, ayrıca hedeflere ulaşmayı amaçlayan iç azaltım önlemlerini izlemesini ister. [6]

Türkiye'nin ulusal katkı beyanları

BeyanHedef yılıReferans senaryoBeyanda yer alan hedef
İlk INDC (2015)2030BAU: 1.175 Mt CO₂eEn fazla %21 azaltımla yaklaşık 929 Mt CO₂e
Güncellenmiş Birinci NDC (2023)2030BAU: 1.175 Mt CO₂e%41 azaltımla yaklaşık 695 Mt CO₂e
İkinci NDC / NDC 3.0 (2025)2035BAU: 1.109 Mt CO₂e466 Mt azaltım ve 643 Mt CO₂e hedef seviyesi, BAU'ya göre yaklaşık %42

BAU, mevcut politikaların sürdüğü varsayılan referans senaryoyu ifade eder. Tablodaki azaltım oranları senaryo değerlerine göredir; gerçekleşmiş emisyon düşüşü değildir. [1] [2] [3]

2015 beyanı, 2030 emisyonlarının referans senaryoya göre yüzde 21'e kadar azaltılmasını öngörüyordu. 2023 güncellemesi hedef yılını değiştirmeden azaltım oranını yüzde 41'e çıkardı. 2025'te sunulan ikinci beyan ise hedef yılını 2035'e taşıdı ve 2012 verisine dayanan eski BAU yerine 2018 ulusal envanter verileriyle oluşturulan yeni bir senaryo kullandı. [1] [2] [3]

Dolayısıyla 929 ile 643 arasındaki fark, aynı yıla ait iki ardışık emisyon sınırının değişimi değildir. Başlangıç yılı, hedef yılı ve projeksiyon metodolojisi değişmiştir. Karşılaştırmanın doğru sorusu, “tavan kaç milyon ton indi?” değil, “her beyan kendi referansına göre ne hedefliyor ve gerçekleşen emisyon eğilimi bu hedefle nasıl örtüşüyor?” olmalıdır.

643 milyon ton bugünkü verilere göre ne ifade ediyor?

İkinci NDC, 2018'i referans yılı olarak alıyor ve Türkiye'nin o yılki net sera gazı emisyonunu, arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık (AKAKDO) dahil 458,8 Mt CO₂e olarak veriyor. 2035 hedef seviyesi bu değerin yaklaşık yüzde 40 üzerinde. Bu aritmetik, 2035'e kadar emisyonların mutlaka bu oranda artacağı anlamına gelmez; hedef, aynı zamanda 1.109 Mt'lik BAU senaryosundan 466 Mt daha düşük bir seviyeyi amaçlıyor. [3]

COP31 öncesinde önemli bir güncelleme daha geldi. Türkiye ikinci İki Yıllık Şeffaflık Raporu'nu (BTR2) 23 Ekim 2026'da UNFCCC'ye sundu. UNFCCC belge kaydı yayın tarihini 26 Ekim 2026 olarak gösteriyor; UN Climate Change haberi ise 28 Ekim'de yayımlandı. Raporun tam metnine ve UNFCCC kayıt sayfasına kaynaklar bölümünden ulaşabilirsiniz. BTR2'nin eki olan ulusal envanter dokümanı, 2024 net emisyonlarını AKAKDO dahil 517,4 Mt CO₂e olarak veriyor. Aynı yılın AKAKDO hariç emisyonları 584,5 Mt CO₂e. Bu iki seri farklı kapsamları ölçtüğü için birbiri yerine kullanılamaz. [4] [5] [12] [13]

AKAKDO dahil 2024 net değeri ile 2035 hedef seviyesi arasındaki basit fark yaklaşık 125,6 Mt'dir. Bu fark bir tahmin değil. Ancak 643 Mt'lik hedef bir tavan olduğu için, AKAKDO dahil net emisyonların 2035'e kadar 2024'e göre yaklaşık yüzde 24 artması da hedefle uyumlu kalır. Bu aritmetik karşılaştırma, NDC'de yer alan envanter yöntemi ve referans göstergelerinin güncellenebileceği notuyla birlikte okunmalı. [3] [4]

Varsayımlar ve sektörel ayrıntılar nasıl izlenmeli?

NDC 3.0, 2035 projeksiyonlarının CLEWs modelleme çerçevesiyle ve 2018 ulusal envanter verileri temel alınarak hazırlandığını belirtiyor. NDC metni, metodolojik varsayımlar ve sektörel projeksiyonların sonraki BTR'de sunulacağını söylüyor. Türkiye BTR2'yi 23 Ekim 2026'da sundu; UNFCCC belge kaydı yayın tarihini 26 Ekim olarak gösteriyor. Raporun tam metni ve UNFCCC kayıt sayfası kaynak [12] içinde yer alıyor. UN Climate Change'in 28 Ekim tarihli haberi kaynak [13] içinde. Haberde, raporun envanter verisini 2024'e uzattığı ve güncellenmiş bir NDC sunduğu aktarılıyor. [3] [12] [13]

2024 envanterinde AKAKDO hariç emisyonların yüzde 71,8'i enerji kaynaklı. Bu oran ulusal envanterin sektör dağılımını anlatır; tek başına sanayi şirketlerinin veya belirli bir sektörün NDC yükümlülüğünü göstermez. NDC ülke düzeyindeki katkı beyanıdır. Şirketlerin doğrudan yükümlülükleri ise kendi faaliyetlerine uygulanabilen kanun ve ikincil düzenlemelerden doğar. [5] [6]

İklim politikası çerçevesi de değişti

2015 ve 2023 beyanlarından sonra Türkiye'nin iç mevzuatında yeni araçlar oluşturuldu. 7552 sayılı İklim Kanunu 2025'te yürürlüğe girdi. Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği 27 Ağustos 2026'da yayımlandı. Bu düzenlemeler, NDC hedefini tek başına tesis yükümlülüğüne dönüştürmez; kapsama giren faaliyetler için izleme, izin, doğrulama ve tahsisat kuralları kendi mevzuatları üzerinden uygulanır. [7] [8]

Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği de 24 Eylül 2026'da Resmî Gazete'de yayımlandı. Taksonomi, çevresel hedeflere katkı sağlayan ekonomik faaliyetlerin sınıflandırılması için bir çerçeve kuruyor. Bu gelişme artık “yönetmelik bekleniyor” diye değil, yayımlanmış düzenlemenin kapsamı ve uygulama takvimi üzerinden izlenmeli. [9] Taksonomi hükümlerinin işletmelere etkisini Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği rehberimizde ele alıyoruz.

Bu nedenle COP31'de verilen ulusal mesajla şirket yükümlülüklerini birbirinden ayırmak gerekir. Bir tesisin TR ETS kapsamına girip girmediği, emisyon izni ve izleme planı gibi başlıklar ilgili mevzuat ve tesis faaliyetleriyle belirlenir. AB'ye ihracat yapan işletmelerin SKDM veri ve maliyet değerlendirmesi de ayrıca yürür. İki süreci aynı emisyon verisi destekleyebilir, ancak kapsamları ve beyan kuralları aynı değildir. TR ETS verilerinin SKDM için nasıl kullanılabileceğine ve karbon fiyatı mahsubu koşullarına ilişkin yazılarımıza göz atabilirsiniz.

Finansman ihtiyacı beyanın önemli bir parçası

Türkiye'nin ikinci NDC'si, hedefe ulaşmada uluslararası finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme desteğine ihtiyaç duyulduğunu açıkça belirtiyor. Beyan, On İkinci Kalkınma Planı'na dayanarak 2053 net sıfır hedefi için enerji, binalar, sanayi, ulaştırma, tarım ve ormancılık alanlarında yıllık GSYH'nin en az yüzde 1,7'si kadar ek yatırım gereksinimi bulunduğunu aktarıyor. Bu değer 2035 hedefine özel bir maliyet hesabı değil, NDC'nin dayandığı uzun vadeli dönüşüm ihtiyacıdır. [3] [14]

NDC ayrıca Paris Anlaşması'nın 6. maddesi kapsamındaki gönüllü işbirliğine ilişkin değerlendirmelerin sürdüğünü, Türkiye'nin bu mekanizmayı kullanma hakkını saklı tuttuğunu bildiriyor. Bu ifade, mekanizmanın kesin olarak kullanılacağı anlamına gelmiyor. [3]

Bağımsız değerlendirme ne söylüyor?

Climate Action Tracker, Türkiye'nin 2035 hedefini ve mevcut politika seyrini kendi modelleme ve adalet ölçütleriyle değerlendiriyor. Kuruluşun güncel ülke sayfası Türkiye için “Critically insufficient” genel değerlendirmesini kullanıyor ve 2035 hedefinin emisyon artışına izin verdiğini savunuyor. Bu, resmî bir BM kararı veya Türkiye'nin beyanındaki bir sonuç değil, bağımsız bir değerlendirme kuruluşunun yorumudur. [10]

Farklı değerlendirmeler arasındaki ayrım, özellikle BAU senaryolarında önem kazanıyor. Bir hedefin senaryoya göre yüzde kaç azaltım öngördüğü, senaryonun hangi ekonomik büyüme, enerji talebi ve politika varsayımlarıyla kurulduğunu bilmeden tek başına yeterli bir performans ölçüsü değildir. Güncel envanter, senaryo metodolojisi ve uygulama önlemleri birlikte incelenmelidir.

Şirketler COP31 öncesinde neyi hazırlamalı?

NDC hedefinin doğrudan bir şirket raporlama veya sertifika teslim zorunluluğu yaratmadığını akılda tutarak, iklim politikalarının işletme planlamasına etkisini şu sırayla değerlendirebilirsiniz:

  1. Faaliyet ve mevzuat kapsamınızı belirleyin. TR ETS, TSRS ve AB SKDM için her bir kapsam testini kendi kriterlerine göre yapın.
  2. Verinin izini kurun. Yakıt, elektrik, üretim, ürün ve tedarikçi bilgilerini kaynak belgeleri ve sorumlularla eşleştirin.
  3. Yatırım senaryoları hazırlayın. Enerji verimliliği, elektrifikasyon ve proses iyileştirmelerinin maliyetini, emisyon etkisini ve finansman koşullarını ayrı ayrı değerlendirin.
  4. Takvimleri izleyin. COP31 açıklamalarını, TR ETS uygulama kararlarını ve taksonomi kriterlerini, yayımlandıkları resmî metinler üzerinden takip edin.

Türkiye'nin NDC hedefi bir şirketin yıllık planına doğrudan indirgenemez. Yine de ulusal politika yönü, emisyon verisinin kalitesi ve yatırım kararlarının zamanlaması açısından iş dünyası için anlamlı bir sinyaldir. İşletmenizin TSRS, TR ETS veya SKDM hazırlığını değerlendirmek için Acolveta ile iletişime geçebilirsiniz.

COP31'de ve sonrasında takip edilecek başlıklar

COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da yapılacak. Türkiye ev sahibi ve COP Başkanlığı görevini üstlenecek; Avustralya temsilcisi müzakereleri yönetecek. Konferansın sonucunu önceden varsaymadan, şirketler ve politika izleyicileri şu başlıklara bakabilir: ulusal taahhütlerin uygulama araçlarıyla nasıl ilişkilendirildiği, iklim finansmanının hangi kanallara yöneldiği, ulusal envanter ve şeffaflık raporlamasının nasıl geliştirildiği. [11]

643 milyon ton, tek başına ne yeterlilik ne de yetersizlik hükmü verir. Rakamı anlamlı kılan; açık varsayımlar, güncel envanter, sektörel uygulama planları ve izlenebilir ilerlemedir. “929'dan 643'e” ifadesini de bu çerçeveyle okumak gerekir.

Kaynaklar

  1. Türkiye'nin Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanı, 30 Eylül 2015, UNFCCC. Beyan sunum duyurusu · Beyan metni
  2. Türkiye Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı, 13 Nisan 2023, UNFCCC. Resmî beyan metni
  3. Türkiye İkinci Ulusal Katkı Beyanı (NDC 3.0), 9 Kasım 2025, İklim Değişikliği Başkanlığı ve UNFCCC. Resmî beyan metni
  4. Türkiye 2026 Ulusal Envanter Dokümanı (NID), BTR2 eki. 2024 net emisyonlar AKAKDO dahil 517,4 Mt CO₂e; AKAKDO hariç 584,5 Mt CO₂e. UNFCCC envanter dosyası
  5. TÜİK, Sera Gazı Emisyon İstatistikleri 1990-2024, 27 Mart 2026. Resmî istatistik bülteni
  6. Paris Anlaşması, 4. madde, UNFCCC. Anlaşma metni
  7. 7552 sayılı İklim Kanunu, 9 Temmuz 2025 tarihli ve 32951 sayılı Resmî Gazete. Resmî Gazete metni
  8. Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, 27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmî Gazete. Resmî Gazete metni
  9. Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, 24 Eylül 2026 tarihli ve 33380 sayılı Resmî Gazete. Resmî Gazete metni
  10. Climate Action Tracker, Türkiye ülke değerlendirmesi. Bağımsız modelleme ve değerlendirme. Ülke sayfası
  11. COP31, UNFCCC konferans bilgileri. COP31 sayfası ve tarihleri
  12. Türkiye, İkinci İki Yıllık Şeffaflık Raporu (BTR2) ve Dokuzuncu Ulusal Bildirim. UNFCCC kaydında sunum tarihi 23 Ekim 2026, yayın tarihi 26 Ekim 2026 olarak gösteriliyor. Belge kayıt sayfası · Raporun tam metni
  13. UN Climate Change News, “Türkiye becomes second country to submit second Biennial Transparency Report”, 28 Ekim 2026. Haber
  14. On İkinci Kalkınma Planı 2024-2028, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı. Plan metni